"Akciğer kanserinin nedenleri arasında sigara içmek, pasif sigara içmek, hava kirliliği, radon gazı ve aile öyküsü sayılabilir."
Akciğer kanseri Ülkemizde en sık görülen kanserler arasındadır. Akciğerlerdeki hücrelerin anormal bir şekilde büyümesi ve bölünmesi sonucu oluşur. Bu anormal hücreler, akciğerlerin normal fonksiyonlarını etkileyebilir ve solunum yollarında tıkanıklıklara neden olabilir.



Akciğer kanserleri erken dönemlerde bulgu vermediği için, genellikle ileri evrelerde yakalanır, bu da hastalığın kötü ününden sorumlu başetkendir.
Ancak, hastalık ilerledikçe, aşağıdaki semptomlar ortaya çıkabilir:

"Akciğer kanserinin nedenleri arasında sigara içmek, pasif sigara içmek, hava kirliliği, radon gazı ve aile öyküsü sayılabilir."

Akciğer kanseri, çeşitli tiplerde meydana gelebilir. Bunlar arasında şunlar yer alır:
Kötü huylu akciğer kanseri, akciğerlerdeki hücrelerin hızla büyüdüğü ve çevre dokulara yayıldığı bir kanser türüdür. Bu kanserin üç ana tipi vardır:
Adeno kanser, genellikle akciğerlerin dış kısmındaki hücrelerden kaynaklanır. Bu kanser tipi, sigara içmeyenlerde de görülebilir.
Squamous hücreli kanser, genellikle akciğerlerin orta kısmındaki hücrelerden kaynaklanır. Bu kanser tipi sigara içenlerde daha sık görülür.
Genellikle cerrahi olarak tedavi edilmezler. Oldukça saldırgan hücrelerden oluşur. Tespit edildiklerinde genellikle metastaz yapmışlardır.
Küçük hücreli dışı kanser, akciğer kanserinde alt tiplendirme yapılamadığında verilen tanıdır. Küçük biyopsilerde tümörün hücresel adı tanımlanamayabilir. Böyle durumlarda küçük hücreli olmadığını bilmek cerrahi kararlar açısından değerlidir
İyi huylu akciğer tümörü, kanserli hücrelerin kontrolsüz büyümesi olmadan ve genellikle akciğer dışına taşma yapmadan gelişen tümörlerdir. Bu tümörler genellikle zararsızdır ve nadiren kansere dönüşürler.

Akciğer kanseri tanısı koymak için bir dizi test gereklidir. Bu testler arasında akciğer radyografisi, bilgisayarlı akciğer tomografi, PET, MR, bronkoskopi ve biyopsi yer alabilir.
Akciğer kanserinde tanı bazen ameliyat sırasında konulabilir. Özellikle nodül aşamasında ki akciğer kanserlerinde ameliyat sırasında hızlı patoloji (frozen) ile tanı konulur.


Akciğer kanseri evreleri, kanserin ne kadar ilerlediğini ve diğer organlara yayılıp yayılmadığını belirler. Bu evreler, kanserin tedavisinde kullanılan yöntemleri belirlemeye yardımcı olur. Cerrahi kararlar bu evrelere göre alınır.
Lokal ileri akciğer kanseri, akciğer kanserinin ileri evrelerinde ortaya çıkan bir durumdur. Bu tür kanserlerin ileri evre kanserlerden farkı, cerrahi tedaviye uygun olma ihtimalleridir. Sonrasında kemoterapi ve radyoterapi gibi diğer tedavi yöntemleriyle tedaviye devam edilir.
Sanılanın aksine erken teşhisle, erken dönemde yakalanılan bir akciğer kanseri tamamen tedavi edilebilir. Ancak bunun için tümörün daha nodül aşamasında yakalanması değerlidir.
Akciğer kanseri tedavisi, hastalığın evresine ve tipine bağlı olarak değişebilir. Asıl olan cerrahi tedavidir. Tümör çıkarılabiliyorsa ve literatüre uygun şartlarda ise operasyonla alınmalı sonrasında ilave tedavi prosedürleri eklenmelidir. Diğer tedavi seçenekleri arasında kemoterapive radyoterapi yer alır.
Kemoterapi, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak veya durdurmak için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Genellikle damar içinden uygulama yapılır.
Radyoterapi, kanser hücrelerinin öldürülmesi için yüksek enerjili ışınların kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. Bu ışınlar, kanser hücrelerini yok ederken sağlıklı hücrelere zarar verebilir.
Cerrahi tedavi, kanserli dokunun çıkarılması için bir ameliyatın yapılmasıdır. Bu tedavi yöntemi, akciğer kanserinin erken evrelerinde en etkili seçenektir.
Evet, bazı durumlarda evre 3 hastalığa da cerrahi yapılmaktadır. Evre 1 ve evre 2 cerrahi tedavinin büyük kısmını oluşturmaktadır. Ancak ileri evre olarak tanımlanan evre 3 hastalıkta da seçili durumlarda ameliyat olabilir. Cerrah ve onkolog hekimin ortak kararıyla gerek ameliyat öncesinde kemoterapi ve sonrasında ameliyat ile gerekse de başlangıçta ameliyat ile cerrahi tedavi planlamaları yapılabilir.
Salvage cerrahi, radyoterapi veya kemoterapi sonrasında geride kalan kanserli dokunun çıkarılması için yapılan bir ameliyattır.
Kemoterapi sonrası cerrahi, kemoterapi ile küçültülen veya hayati yapılardan uzaklaştırılan kanserli dokunun çıkarılması için yapılan bir ameliyattır.
Lobektomi, akciğerin bir lobunun çıkarılması için yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyat, kanserli dokunun tam olarak çıkarılması için gereklidir.

Segmentektomi, akciğerin lobdan daha küçük olan segmentininçıkarılması için yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyat, kanserin küçük bir alanda sınırlı olduğu durumlarda uygulanabilir. Özellikle 2 cm nin altında tercih edilir. Bu ameliyat, kanserli dokunun tam olarak çıkarılması için gereklidir.

Pnömonektomi, bir taraf akciğerin tamamen çıkarılması için yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyat, kanserli dokunun tam olarak çıkarılması için gerekebilir.
Cerrahi olarak yerleşim yerine göre ve evresinin aşamasına göre açık ve kapalı ameliyatlar yapılabilir. Günümüzde kapalı ameliyatlar (VATS) çoğunluktadır. Bu yöntem açık cerrahi prosedüre göre daha üstündür hasta için daha konforludur. Hastalar 3. Günden itibaren normal hayatlarına dönebilmektedirler.
VATS lobektomi ve VATS pnömonektomi, bir kamera ve özel aletler kullanılarak yapılan bir ameliyattır. Bu ameliyat, geleneksel cerrahiye kıyasla daha az invazivdir. Daha ayrıntılı bilgi için VATS kısmına bakılabilir.
Akciğer kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Prof. Dr. Göktürk Fındık olarak, akciğer kanseri ile ilgili her türlü sorunuzu yanıtlamak için buradayım. Lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
Adres: Ankara Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenimahalle/ANKARA
Haftaiçi : 08:00 – 17:00